içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Akşam yat, sabah kalk referandum olmaz

Erdoğan, G-20 Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere Japonya'ya  hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, '"Kılıçdaroğlu'nun Parlamenter sisteme dönme çağrısı için, 'kendi söylüyor kendi dinliyor. Millet kararını verdi bu iş bitmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu'nun (referandum çağrısı) bu ifadesiyle hareket edecek değiliz. Akşam yat, sabah kalk referandum olmaz. Yola koyulduk, aynı kararlılıkla yola devam ediyoruz.' dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Akşam yat, sabah kalk referandum olmaz
Haberi Sesli Dinle

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyada mülteciler  konusunda en önemli bedeli ödeyen ülke Türkiye. Bu minvalde uluslararası iş  birliğinin artırılması ve külfet paylaşımının sağlanması yönündeki görüşlerimizi  bir kez daha muhataplarımızın dikkatine sunacağız." dedi. 

Osaka'da 28-29 Haziran'da düzenlenecek G20 Liderler Zirvesi'ne  katılmak üzere Japonya'ya hareket edeceğini belirten Erdoğan, ardından 30  Haziran-2 Temmuz'da Japonya ve Çin Halk Cumhuriyeti'ne resmi ziyaretlerde  bulunacağını bildirdi.

Türkiye'nin üyesi olduğu G20 platformunu, dünyanın önde gelen gelişmiş  ve gelişmekte olan ülkelerini bir araya getirmesi bakımından çok önemsediklerini  ifade eden Erdoğan, G20'nin dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 85'ini, dünya  ticaretinin yüzde 75'ini ve dünya nüfusunun da 3'te 2'sini teşkil ettiğini  anlattı.

Dönem başkanlığını yürüten Japonya'nın büyüme, kaliteli altyapı,  yolsuzlukla mücadele, kalkınma, istihdam, dijital ekonomi, sağlık ve tarım gibi  başlıkları öne çıkaran bir gündem hazırladığını dile getiren Erdoğan, kaynak  verimliliği ve deniz plastik çöpleri başlıklarının, G20'nin bu seneki ajandasına  yeni çalışma alanları olarak dahil edildiğini kaydetti.

Küresel ekonomik iş birliğinin temel platformu olan G20'de yapılan  görüşmelerle alınan kararların tüm dünya tarafından yakından takip edildiğinin  altını çizen Erdoğan, "Biz de ülke olarak G20 bünyesindeki tartışmalara en  başından beri aktif biçimde katılıyoruz. Zirve oturumlarında küresel ekonomik  görünümü değerlendirirken dünya ekonomisindeki temel risklerin bertaraf  edilmesine ilişkin atacağımız adımların tespitine çalışacağız. Ticaret konusu son  dönemde bazı ülkelerin korumacılık yanlısı eylemleri sebebiyle ciddi  anlaşmazlıkları da beraberinde getiriyor. Biz Türkiye olarak başından beri  korumacılıkla mücadele edilmesi gerektiğine ve ticaretin serbestleştirilmesine  vurgu yaptık. Osaka zirvesinde de serbest ticaret vurgumuzu güçlü bir şekilde  tekrarlayacağız." diye konuştu.

Erdoğan, zirvede ayrıca iklim değişikliğiyle mücadele alanında neler  yapılabileceğinin de değerlendirileceğini bildirdi.

Küresel eşitsizlikler konusunun toplantılar sırasında dönem  başkanlığınca gündeme getirileceğini belirten Erdoğan, "Bu bağlamda özellikle  kadınların iş gücü piyasasına daha etkin katılımına yönelik görüşlerimizi  paylaşacağız." dedi.

Mülteciler meselesini her platformda olduğu gibi G20 çerçevesinde de  gündeme taşıyacaklarını dile getiren Erdoğan, "Zira dünyada mülteciler konusunda  en önemli bedeli ödeyen ülke Türkiye. Bu minvalde uluslararası iş birliğinin  artırılması ve külfet paylaşımının sağlanması yönündeki görüşlerimizi bir kez  daha muhataplarımızın dikkatine sunacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"Kararlı duruş sergilenmesi gerektiğinin altını çizeceğiz"

Terör ve terörizmin finansmanının önlenmesi konusunun, G20 nezdinde  önem verdikleri, dünya ülkelerinin de ısrarla üzerinde durduğu konulardan biri  olduğunu belirten Erdoğan, "Bu kapsamda terörle mücadelede ilkeli, tutarlı ve  kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizeceğiz."  ifadesini kullandı.

Dijitalleşmenin giderek daha fazla etkisi altına giren küresel  ekonomide veri dolaşımı, dijital ekonominin vergilendirilmesi ve yapay zeka  teknolojisinin güvenli şekilde yaygınlaştırılmasının da Osaka'da tartışılan  konular arasında yer alacağını aktaran Erdoğan, "Biliyorsunuz bu konuda  Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde dijital dönüşüm ofisi kurarak önemli bir adımı  yeni sisteme geçişimizde attık. Ülkemizin bu alandaki vizyonunu diğer ülkelerle  de paylaşma imkanı bulacağız." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve kapsamında bu konuların yanında sağlık,  istihdam, tarım, sürdürülebilir kalkınma ve enerji dahil olmak üzere birçok  farklı alanda görüşlerini dile getirme fırsatı da bulacaklarını bildirdi.

Zirvenin ardından 30 Haziran-2 Temmuz'da Japonya'ya resmi ziyarette  bulunacağını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Japonya'nın yeni İmparatoru Naruhito, Başbakan Abe başta olmak üzere  üst düzey devlet adamlarıyla temaslarda bulunacağım. Türkiye ve Japonya arasında  2013 yılında stratejik ortaklığın kurulmasını müteakip ilişkilerimizde ciddi  ilerlemeler kaydettik. Ekonomik ilişkilerimizin güçlendirilmesini hedefleyen  ekonomik ortaklık anlaşması müzakerelerinde artık sona yaklaştık. Bu anlaşmanın  2019 yılı içerisinde sonuçlandırılmasını planlıyoruz. Ayrıca Japonya İş  Federasyonunun organizasyonuyla Japon iş insanlarıyla bir araya geleceğim. Bu  vesileyle Japon firmalarının ülkemizdeki yatırımlarının artırılması imkanlarını  da ele alacağız."

Bu seneyi Japonya'da Türk Kültür Yılı ilan ettiklerini anımsatan  Erdoğan, Kyoto'da gerçekleştirilen Hazineler ve Osmanlı İmparatorluğu'nda Lale  Geleneği Sergisi'ni ziyaret edeceğini, geçen yıl hayatını kaybeden fotoğraf  sanatçısı Ara Güler adına dünyanın çeşitli şehirlerinde düzenlenen serginin  Kyoto'daki açılışını yapacağını bildirdi. Erdoğan, ayrıca Japonya'da yaşayan  vatandaşlarla bir araya geleceğini kaydetti.

Çin temasları

Japonya'nın ardından 2 Temmuz'da Çin Halk Cumhuriyeti'ni ziyaret  edeceğini belirten Erdoğan, "Çin ile münasebetlerimize kapsamlı stratejik  ortaklık anlayışıyla ve tek Çin prensibiyle yaklaşıyoruz. Bu anlayışla Pekin'de  bir araya geleceğimiz devlet başkanı Şi ile Türkiye Çin ilişkilerinin yanı sıra  bölgesel ve uluslararası konuları ele alacağız." dedi.

Asya'yı Avrupa'ya bağlayan yolların merkezinde yer alan Türkiye'nin  Çin ile birlikte İpek Yolu'nun en belirleyici ülkelerinden biri olduğunu  vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kuşak ve yol girişimi sadece ekonomik değil geniş bir coğrafyadaki  ülkeler arasında yakınlaşmayı sağlayacak önemli fırsatlardan biri olmaya devam  ediyor. Çin dış ticaretimizdeki en önemli ortaklarımızdandır. Ekonomik  ilişkilerimizin her iki tarafın yararına olacak şekilde geliştirilmesini  hedefliyoruz. Küresel ekonominin dinamiklerini adeta yeniden tanımlayan bir  süreçten geçiyoruz. Bu dönemde uluslararası düzenin ve çok taraflı ticaret  sisteminin istikrarı için Çin ile güçlü bir diyaloğun sürdürülmesinde fayda  görüyoruz. Bu ziyaretlerimin Japonya ve Çin Halk Cumhuriyeti ile ilişkilerimizin  güçlendirmesine önemli katkılarda bulunacağına inanıyorum. Kritik bir döneme  tekabül eden ziyaretlerimizin ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara  vesile olmasını diliyorum. Tabii burada dünya liderleriyle ikili görüşmelerimiz  olacak, heyetler arası görüşmelerimiz olacak ve bu görüşmelerle birlikte de  ilgili arkadaşlarımızın muhataplarıyla yapacakları görüşmelerle bundan sonraki  süreci nasıl geliştireceğiz bunun da adımlarını atacağız."

S-400 KONUSU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin S-400  füze savunma sistemini alması sonrasında ABD'nin yaptırım kararı olacağı  iddialarına yönelik, "NATO ülkeleri birbirine yaptırım uygulamaya başladıysa  doğrusu bunu bilmiyorum. Sayın Trump ile görüşmelerimde bu izlenimleri hiç  almadım." dedi.

Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere Japonya'ya  hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu, basın  mensuplarının sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava ve füze savunma sistemlerini  almasının ardından ABD'nin yaptırım kararının olacağı iddialarının anımsatılması  ve böyle bir durumda Türkiye'nin "B" planının ne olacağının sorulması üzerine  Erdoğan, bugüne kadar birçok kez S-400 konusunda artık teslim sürecinde  olduklarını ifade ettiklerini anımsattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Nedense bizim söylediklerimize pek inanılmıyor, bizim dışımızda  söylenenler itibar görüyor. Şunu unutmayın, Türkiye bir NATO ülkesidir. Amerika  da bir NATO ülkesidir. Eğer NATO ülkeleri birbirine yaptırım uygulamaya  başladıysa doğrusu bunu bilmiyorum ama bizim şu anda Amerika ile münasebetlerimiz  bir stratejik ortaklık çerçevesinde yürümektedir. Bugüne kadar Sayın Trump ile  yaptığım görüşmelerde bu izlenimleri hiç almadım ama alt kademelerde birileri bu  tür şeyleri dillendiriyor, konuşuyor.

Bu seyahatimizde de Sayın Trump ile ikili görüşmemizde bu konuyu  tekrar ele alma fırsatımız olacak ancak arkadaşlar, 'B' planı, 'C' planı, bunları  böyle daha doğmamış çocuğa don biçme yoluna gitmeyelim. O bizde saklı kalsın.  Adeta çeyiz sandığında kalsın, zamanı gelince onu meydana çıkarırız."

"Millet kararını verdi ve bu iş bitmiştir"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bir yılın geride bırakıldığı  belirtilerek, "Muhalefetten halen Türkiye için bu sistemin uygun olmadığına,  parlamenter sisteme tekrar dönülmesi gerektiğine dair eleştiriler geliyor. CHP  Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun da dün grup toplantısında bir çağrısı oldu,  'Cumhurbaşkanı nasıl olmalı halka soralım, referandum yapalım' diye. Bu konudaki  düşünceleriniz nelerdir?" sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"Sayın Kılıçdaroğlu, kendi söylüyor kendi dinliyor. Bu yeni yönetim  sistemine parlamento kararıyla mı girdik, AK Parti kendi verdiği kararla mı  girdi, yoksa millete mi gittik? Bunun kararını millet vermedi mi? Yeni yönetim  sistemini milletimize sunmadık mı, sunduk. Millet kararını verdi ve bu iş  bitmiştir. Şu anda bir yılı geride bıraktık, eksiğiyle artısıyla her şey ortaya  çıkıyor. Bundan sonraki süreçte de nerelerde ne gibi aksamalar varsa bunlar da  giderilerek yolumuza devam ederiz.

Böyle akşam yat sabah kalk bir referandum, dünyanın hiçbir yerinde  böyle bir şey yok. Başkanlık sistemi ülkemizde ilk defa şimdi bizimle  denenmiştir, deneniyor. Ondan önce parlamenter sistemi denedik, bizi nerelere  getirdiğini biliyorsunuz. Çok bedeller ödedik, aynı bedelleri ödemek istemiyoruz.  Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu ifadesiyle de hareket edecek değiliz, şu anda yola  koyulduk ve yolumuza aynı kararlılıkla devam ediyoruz."

"Olay bu kadar basittir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teröristbaşı Abdullah Öcalan'a bir  akademisyenin yaptığı ziyaret ve muhalefetin "bunun bir siyasi rant olduğu"  yönündeki iddialarının anımsatılması ve görüşmenin nasıl gerçekleştiğinin  sorulması üzerine, Türkiye'de hangi kurumun, hangi şartlar altında çalışacağının  yasalarla belli olduğuna dikkati çekti.

Bu çerçevede cezaevinde yatanlara da Adalet Bakanlığı tarafından hangi  şartlar altında ziyaret izni verildiğinin belli olduğunu belirten Erdoğan,  "Müracaat yapılmıştır ve bu müracaat üzerine böyle bir adım atılmıştır. Bununla  ilgili olarak da Bakanlığımız, hatta daha da ileri gidiyorum Milli İstihbarat  Teşkilatımız, bu çalışmalarını yaparken kime, nasıl izin vereceğini yasalara  kayıtlı olarak bu adımları atar ve ona göre de değerlendirmesini yapar. Onun için  kalkıp da muhalefetten şöyle ses geliyor, böyle ses geliyor buna bakmaz." dedi.

Erdoğan, "Şu anda da Bakanlık bununla ilgili müracaat üzere adımını  atmıştır ve bu müracaatla birlikte de bu kararını vermiştir. Olay bu kadar  basittir." ifadesini kullandı.

"TRT'deki arkadaşlarımın hassasiyet içerisinde adım attıklarına  inanıyorum"

"Kırmızı bültenle aranan Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan'ın  TRT'ye verdiği röportajı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, şu  değerlendirmelerde bulundu:

"Doğrusu ben Osman Öcalan'ın kırmızı bültenle arandığını bilmiyorum  ancak TRT'ye müracaat etmiş ve TRT Kürdi'de böyle bir program yapmışsa bunu da  TRT'deki arkadaşlarımız bilirler. Ben o kurumdaki arkadaşlarımın da bu hassasiyet  içerisinde adım attıklarına inanıyorum. Çünkü bu konularda da kendilerine  güveniyorum.

Yani TRT Kürdi'yi kurarken kimse bize 'Niçin TRT Kürdi'yi kurdunuz'  demedi. Peki TRT Kürdi'yi kurduğumuza göre burada da TRT'yi yönetenler bütün  hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak adımlarını atarlar ve TRT Kürdi'nin  reytingini yükseltmeyi de düşünür, ülkeye neyin, nasıl faydalı olacağını da  düşünür, buna göre de adımını atar ve buna göre de adımlarını atmışlardır."

DOĞU AKDENİZ KONUSU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Akdeniz'de  petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine ilişkin "Biz paylaşmasını biliriz.  Burada prensibimiz win-win esasına dayalıdır. Ama karşı taraftakilerin de bize  aynı adaletle davranması lazım." değerlendirmesinde bulundu.

"Suriye'deki gelişmeler kapsamında Esed rejiminin İdlib'de  saldırılarını sürdürdüğü ve bu saldırıların devam etmesi halinde Türkiye'nin ne  gibi adımlar atacağı" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu konularla ilgili bizim şu anda çalışmamızın iki boyutu var. Bir  Soçi Zirvesi'nde başlayan Türkiye-Rusya-İran üçlü yürüttüğümüz çalışma. Soçi'den  sonra biliyorsunuz Ankara, Ankara'dan sonra bildiğiniz gibi Tahran. Ve bu  çalışmanın tekrarı da oldu. Bu devam ediyor. Bunları tamamlayan bir de Astana  süreci var ayrıca. Bir diğer çalışma Amerika tarafıyla yapılan çalışmalardır ki  bunun da en önemli ayağı biliyorsunuz Fırat'ın doğusu, Fırat'ın batısında Münbiç  olayı."

 Erdoğan, bu süreçlerin hem devlet başkanları hem de dışişleri  bakanları seviyesinde ilerlediğine işaret ederek, "Ne yazık ki Amerika ile  başlanan bu süreç Sayın Trump döneminde başlamadı, ta Obama döneminde başladı.  Netice aldınız mı? Maalesef Münbiç olayı bunun en güzel örneğidir. Verdikleri  sözü yerine getirmemişlerdir. Hala Münbiç'te, mesela 90 gün demişlerdir, 90 gün 9  ay olmuştur bir sene olmuştur, ama netice alınamadı. Bunları bu seyahatte de  Suriye konusu gündeme geldiğinde Sayın Trump ile de Sayın Putin ile de özellikle  ikili görüşmemde gündeme getireceğiz." ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile yapılan çalışmada en önemli adımın  Zeytin Dalı Harekatı olduğunu aktaran Erdoğan şunları kaydetti:

"Bu harekatta Cerablus, El Bab filan bununla hallolmuştur. Aslında bu  harekatın ilk adımının Obama döneminde atılması konuşuluyordu. Ama o dönemde bunu  atamadık. Daha sonra bu adımı attık. Ardından biliyorsunuz Afrin olayı geldi.  Afrin harekatında da biz oradaki yapılanları artık ne dedik hatırlayın, 'Bir gece  ansızın gelebiliriz' ve geldik gereğini yaptık. Burada askerimiz Özgür Suriye  Ordusu ile bu süreci işletti. Terör örgütleriyle orada yoğun çatışmalar oldu. Bu  çatışmaların neticesinde terör koridoru olarak YPG/PYD onların kendilerine  belirlediği yerden bunları tamamıyla derdest ettik."

Bu süreçte El Bab'dan 3 bine yakın DAEŞ'lının derdest edilmesinin ve  temizlenmesinin önemini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin bunu başardığını  hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde birçok ülkenin "Türkiye'nin DAEŞ'ın  yanında yer aldığı" iddiasını ortaya attığını anımsatarak "Bu tamamıyla maalesef  terbiye dışı yaklaşımdı. Ama biz bunu orada ispatladık." ifadesini kullandı.

"Münbiç'te işin takipçisiyiz"

Türkiye'nin Münbiç'te de işin takipçisi olduğuna dikkati çeken Erdoğan  sözlerine şöyle devam etti:

"Münbiç'te de verilen sözü tutmaları gerekiyor. Münbiç yüzde 90'a  yakın Araplara aittir. Kürtlerin orada hiçbir hakkı yoktur. Kürtlerden kastım  terör örgütüdür. Bunu da bir defa çok iyi bilmemiz lazım. Peki bizim isteğimiz  nedir? Bizim isteğimiz Münbiç'te şu anda işgalciler var. Bu işgalcilerin süratle  Fırat'ın doğusuna çekilmeleridir. Ve onlar da bize bu sözü veriyorlar. Hatta daha  ileri gittiler biliyorsunuz, Amerikan askerlerinin tamamıyla bölgeyi terk etmesi  gündeme geldi. Ama söz yerine getirilemedi."

"Şimdi üzerinde durduğumuz konu İdlib'deki olaylar"

Türkiye'nin üzerinde ısrarla durduğu konunun daha çok İdlib'deki  olaylar olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İdlib'de rejim acımasız davranıyor. Bizim orada 12 gözlem kulemiz  var. Bu kulelerimiz zaman zaman tacize uğruyor. Herhangi bir sıkıntı,  elhamdülillah, büyük ölçüde yaşamadık. Böyle bir durum olmadı. Gereken noktada,  gereken zamanda, onlara gereken cevabı en güzel şekilde verdik. Fakat biz bu  noktaya iş gelsin istemiyoruz. Planlanan neyse, verilen sözler neyse o  istikamette bunu götürelim istiyoruz. Bu konuda da bizim muhatabımız Rusya'dır.  Ve Rusya ile de gerek savunma, gerek dışişleri gerek milli istihbarat muhatapları  ile bu konuları görüşerek süreci çalıştırıyorlar. İdlib'de çok çok büyük  vahşetler olabilirdi ama belli bir yerde durdurulmuş vaziyette."

"Amerika'nın orada ne hakkı var"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka soru üzerine, ABD Senatosunda alınan  Doğu Akdeniz ile ilgili kararı da değerlendirdi. G20 Zirvesi'nde konunun gündeme  gelmesi halinde görüşeceklerini belirten Erdoğan, "Ama bu bölgede Türkiye'nin,  Kuzey Kıbrıs'ın hakları var. Bu adı geçen ülkelerin nereye kadar hakları var.  Hele hele Amerika'nın orada ne hakkı var? Amerika'nın Senatosu böyle bir kararı  nasıl alıyor? Bunların hepsi soru işaretidir. Bakıyoruz son zamanlarda Senatonun  önüne ne gelirse bunların kararını alıyor." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin Kıbrıs'ta garantörlük hakkı olduğuna işaret  ederek şu ifadeleri kullandı:

"Dolayısıyla biz Kuzey Kıbrıs'a karşı yapılacak herhangi saldırıda  garantörüz. Bak ben hep söylüyorum Yunanistan konuşur, niye? Çünkü garantör  ülkedir. Hatta daha ileri gidiyorum. İngiltere konuşur, niye? O da garantör  ülkedir. Ve burada zaten konuşabilecek 3 ülke var. Biziz. Olay oradaki denizler  noktasına gelince burada da biz diyoruz ki, bu denizlerden çıkabilecek nema ne  ise Kıbrıs'ta yaşayanların hepsinin orada eşit hakkı vardır. Ama bunu kalkıp da  'Güney Kıbrıs'ın kontrolünde yapacağız derseniz. Biz buna evet diyemeyiz.

Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs birlikte masaya otururlar. Heyetler  oluşturulur, ne çıktı? Şu kadar... Bunun ne kadarı Kuzey'e ne kadarı Güney'e bunu  onlar belirler. Şu ana kadar çıkmış bir şey de yok zaten. Hala taramalar devam  ediyor. Bizim şimdi sondaj gemilerimiz devreye girdi. Ee bunlar da baktılar  Türkler ciddi gidiyor. Ciddi gideceğiz tabii. Bunu bekleyecek halimiz yok. Bir  şey varsa biz de görelim. Biz yalnız paylaşmasını da biliriz. Çünkü bizim  buradaki prensibimiz 'win win' esasına dayalıdır. Eşit miktarda bunları  dağıtmasını paylaşmasını biliriz. Ama karşı taraftakilerin de bize aynı adaletle  davranmaları lazım. Olay bu."

"AK Parti dışardan kumanda edilen bir parti değildir"

Erdoğan, "Binali Yıldırım'ın kabineye gireceği" iddialarına yönelik  soru üzerine de şunları kaydetti:

"Yeni yönetim sistemine göre bir oluşmuş yapımız var. Bunlar özellikle  partimiz içerisinde bir fitnenin çıkarılmasına yönelik atılmış adımlardır,  söylemlerdir. Bu tür söylemlere kimsenin kulak asmaması gerekir. Ne zaman,  nerede, kimi nasıl değerlendireceğimizi biz gayet iyi biliriz. Bunun için de  dıştan ahkam kesilmesine pek de prim vermeyiz, bundan sonra da vermeyeceğiz. Bunu  herkesin bilmesi lazım. Çünkü AK Parti dışardan kumanda edilen bir parti  değildir. AK Parti, bütün kararlarını kendi içinde, istişare mekanizmalarıyla  alır, uygulamaya koyar ve böylece de yürür."

Tarih: 27-06-2019

FACEBOOK YORUM
Yorum