içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kara Komik'ler

Bir zamanlar "iki film birden," diye sinemaya giriş bileti satarlardı. Ne çok film izlerdik. Adeta ideallerimiz oralarda belirleniyordu.

Cem Yılmaz'ın, 'kara komikler'i bu tarzda "iki film birden" olmuş. Öyle ki bitişikliği dizilere gönderme yapmayı da unutmamış.

İyi etmiş Netflix e vermekle; O, sanatının kaderinden "firar" edip böyle seyirtmeler yapacak. Lakin, beğenenlerini etkilemiyor; bunu bildiği için TV sohbetlerinde, "komiği oynamanın diğer rollerden zor olduğunu" söylüyor.

Belki, yaptıklarının daha komiğini arıyor. Birinci kısım, "ağlanacak halimize gülmek" tadında. Zıtların  "buluşup" katmanlaşmasını gösteriyor.

 

Cem Yılmaz'ın bu yönelişleri belki de sağını kullanan sağlakların,  sol çalışması, beyninin diğer lobunu işine katmayı amaçlamasıdır.

 

Filmlerinin birinci(yarısı)si, Kara Komiğin ilk hecesi 'kara' sıfatının kaynağı olarak acizliğe; ikinci hecesinin ikinci kısmı olan 'komik' sıfatının kaynağını ise insanının bitmeyecek eril hormon dürtülerine bağlıyor.

İki hece, iki film; iki sıfat, iki tema. Birinci kısımda hüzün, ikinci kısımda tebessümü işlemiş.

"Zafiyet" var ise Cem Yılmaz'ın kanıksanmış suların dışında yüzmesinden olduğu çok açık.

İzleyici bu yüzden pek ilgilenmemiş görüntüsü veriyor. Bu yüzden Netflix'te gösterimi iyi olmuş.

Ayrıca sinema,  önünde sonunda Netflix’lere evirilecek. Ayrıca temadaki iz, ince ve derin hatlı sayılabilir.

Birinci kısmın mekânı, araba vapuru kadrosu hizmetlileridir.

İnsanın aynası olan yüzünün ve bedenin diğer insanlara; özellikle, karşı cinse yönelik beğenisine karşı denksizliğini, yetersizliğini giderme çabası işlenirken, oluşan yan komplikasyonlar filmin temasını tamamlanıyor.

İnsan yüzü, iletişimin kaynağı olan ağızı ve sesinden önce öne çıkan diş estetiğinin yokluğu, 'asıl oğlan" hormonların, patronaj hallerini izletiyor bize.

 

Aynı "gemide" hizmet edenlerin, "aile" olarak idealize edilip, yeni tip kurumlaşmaya uyum sağlayacağı umudu; işverence diğer çalışanların üstüne çıkarılan garsonun, yetersizliğini "kardeş" silicilik, "hainleri"  ihbar ederek işten çıkarmaya sebep olmak, emekçi ailelerini nasıl dağıttığını, giderek emek sahası olan araba vapurunu insansızlaştırdığını izliyoruz.

Kör edici benliğin ailelere verdiği hasarı hep biliyoruz. Ön dişleri dökülmüş garson; alkol ile şimdinin dışını unutmaya çalışan Çarkçı; gemiden çok yaşlanmış ocakçı; gözü dışarda, günlük yaşayan diğer garsonlar; vapurun tipik Hulûsi Kentmen’lik kaptanı araba vapuru ailesini oluşturuyor.

Onca yolcudan, "evde kalmanın" acısını damarlarına kadar hissetmiş iki bayan yolcudan simetrik (güzel) olanın kaderine kızgınlığını, ön dişi dökülmüş garsonumuzu işvelerle kendine aşık edip, şişman kız arkadaşı ile kendine her gün aşık garsondan tost ve içecek ikram ettirmesi, beter istismar müfredatı cinsinden.

İnsan, kaderinin olumsuzluklarına hep böyle cevap veriyor; etkisi altına aldığı diğer insanı olumsuzluklara çekip, benliğindeki ateşi serinletmeye çalışıyor.

O görece beğenilecek fiziği ile kısmetini elde edemeyince, fiziğinin "hakkını" kendinden aşağıdakileri istismar ederek vermeye çalışıyor; tipik simetrik asimetrik savaşı.

 

Takma diş parasını damla damla biriktiren saf garsonumuzun onca çabası; yaradılış ikramı, pırıl pırıl tebessümü unutulmaz kılan sağlam güzel ön dişlerin yerini tuttamazsa da takılmasını riske atan kişilere karşı bütün insanî değerlerini alkol etkisinde oluşan kâbusunda silebilmesi tam ibretlik.

 

Kabus, normâl olanın değerini bilmede yararlı acı bir ilaç. Beğenmediğimiz hallere yönelik karakter bozucu dirençlerimizin ne kadar kötülüklere yol açabileceğini en az zararla "yaşatarak" göstermesi üst benliğimizin yardımı olmalı.

Yeni öndiş protezi yaptırmayı talihsizliğinin önemli engelini aşmak olarak gören garsonumuz, tüm birikimini vapur can yeleklerinin altına saklaması,  kasa güvenlik kavramlarına doğal bir gönderme. Ancak gemi batarsa kullanılacak zulayı, yine kabus gibi yerlerinden söküp ortalıkta yakmaya çalışan filmcilerin sökünü, ana kabusun kaynağını oluşturması, zıtları buluşturan katmanlığa denk düşüyor.

 

İhbarcının çevresini nasıl boşattığını, liyakatsiz ortamlar oluşturduğunu, sonunda ihbarın maşukundan kendine geri dönüşünü anlatan kısmı filmin temasındaki ince derinlik sayabiliriz.

Son olarak;

muhteşem İstanbul boğazının çevresindeki çaresiz acılara  kayıtsız eşlik etmesinin sebebini; bireyleri asıl tutsak edenin bakış açıları olmasından öğreniyoruz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum